6 Ocak 2008 Pazar

bir şeyi burnunu sokup götünü dışarda bırakmak üzerine bir yazı

bu eleştriyi yapıp yapmamak arasında çok gelip gittim ama yapmanın hem kendim açısından hemde eleştirel bir siyaset biçimi oluşturulması açısından
olumlu bir noktaya değineceği kanaati vardım.(burdaki yazıdaki eleştiride bir noktayı açıklamak gereği duyuyorum eleştiri salt bir olgu gibi düşünülemez
ve yapılan yorum eleştiriyi yapanında kapsamları içinde olduğu gerçeğini değiştirmez.)
(eleştiri hakkında ufak bir araştırma bakınız :Eleştiri Kuramları, Tahsin Yücel,J.C. Carloni,Jean-C. Filloux)

ilk önce bir iyi niyet tesbiti yapabilmeliyiz? peki nedir bu iyi niyet tesbitleri ... Bu tesbiti yaparken ilk önce sorunun ne olduğunu anlamak gerekiyor
dokunduğumuz ve yaşam alanları olan noktalardan başlayalım buraları değiştirmek sorunlara karşı direnişi ve isyanı örgütleyebilmek bence daha samimi gelebiliyor
bu noktada yazdıklarınızın bir çok kısmı bana mantıklı gelebilir ama ... bu sorun ne? demokratik bağımsız özerk üniversiteyse sorun ... demokrasi ne? bağımsızlık
ne ? özerklik ne?

Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir.Üniversiteye uyarlarsak
tüm öğrencilerin öğretim görevlilerinin çalışanların (hizmetlilerinden tutunda bekçilerine kantin sahiplerine kadar) bulundukları yeri değiştirme ve şekilledirmede
eşit hakka sahip olmaları diyebilirmiyiz.(tartışmayı ve eleştriyi olumlu bir noktaya çekmek açısından bazı kaba ve ayrıntısı olmayan kabullenmelere ister istemez
gitmek zorundayız.tabikide daha ayrıntılı tartışmak gerekliliğini bende savunuyorum.)

Bağımsızlık, bir milletin veya bir devletin, kendi vatandaşları veya nüfusu tarafından özgürce yönetilebilmesidir. Yani egemenlik haklarının başkasının elinde olmamasıdır.
tabikide unutulmaması gereken bir durum varsa bağımsızlık kelime anlamıya ne kadar anti-bağımlılık gibi görülsede aslında bir bağımlık noktasını oluşturan defaktör durumudur.
kısacası her bağımsızlık bir bağımlılık doğurur doğurmak zorundadır.

Özerklik, Muhtariyet ya da Otonomi eş anlamlı sözcükler olup bağımsız yönetim biçimini ifade eder.

peki bu noktada üniversitedeki bağımsız özerk demokratik hatta bir kaç kelime eklediğimiz dönemlerimizde oldu öR: bağımsız özerk bilimsel demokratik üniversite
nedir?


bu noktada en önemli nokta bilimsel özerklik olabilir ?
bilim ?
Bilim, neden, merak ve amaç besleyen bir olgu olarak günümüze kadar bir çok alt dala bölünmüş, insanların daha iyi hayat şartlarına kavuşmasına, var olmayan olguları bulmasına ve yeni şeyler öğrenmesine ön ayak olan genellemedir.
peki kapsayıcılı nedir bilim sonsuz diye tariflenen bir havuzun içindeki sonlamayı genişletme çabasıdır. yani daha iyi açıklayacak olursak 2006 yılında dünya 10 üzeri -53 ile 10 +53 arasında dolaşan bir sayı karmaşasını
sonsuz düzlem olarak kabul eder ve kapsayacığını buna göre belirler bu aradaki düzlem ve araştırma ve açıklama çabası bilimin kapsayıcığı ve kanunları arasında yer alır.


tabikide bunlar uzun uzadıya tartışmalar ve tartışılması gereken konular spinozanın bilimselliği ile habermasın bilimselliği hatta adolf hittlerin bilimselliği arasında bir çok tartışma noktası olduğu kesinliğinide unutmamak gerekiyor

ama kabaca yıllardır konuştuğumuz bilimsel demokratik özerk tam bağımsız üniversiteyi kabaca tariflemek istersek lima bildirgesi önemli bir referans noktası olacağa benziyor

Son 20 yılda, yükseköğretim kurumlarının akademik özgürlüğünü zayıflatıcı, sınırlandırıcı veya baskı altına alıcı son derece ciddi bir eğilim ortaya çıkmıştır. Bunun, yükseköğretimin çoğu zaman ekonomik tasarruf ve/veya politik menfaat tabirleri ile haklı çıkartılan anlaşmaya varılmış sistemi ile doğrudan ilişkisi bulunmaktadır. Bunun en alarm verici etkisi de, dünyadaki sosyo-politik sistemleri hiç hesaba katmamak suretiyle, öğretmenlerin, öğrencilerin, araştırıcıların ve eğitim yazarlarının insanlık haklarının giderek artan bir oranda ihlâlidir. Deklarasyonun orijinal fikri, Nantes’te 1984 yılında özel bir komisyonun sorumluluğu altında “Akademik Dayanışma ve İşbirliği” isimli yeni bir Dünya Üniversite Servisi programını başlatan bir Dünya Üniversite Servisi çalıştayında ortaya çıkmıştır. Komisyon, Eylül 1986’da Madrid’te uluslar arası bir çalıştay organize ettikten sonra, şu anda Hollanda İnsan Hakları Enstitüsü Müdürü olan Manfred Nowak’tan bir taslak deklarasyon hazırlamasını istedi. Deklarasyon fikri, genel olarak insan hakları alanında bir hayli uluslar arası enstrümanlar ve rehberlikler olmasına rağmen, yükseköğretimin akademik özgürlük ve özerkliği kapsayan alanında bunun eksikliğinin olduğunun anlaşılması üzerine ortaya çıktı.



Deklarasyonun ilk taslağı Ocak 1987’de yazıldı ve Komisyon, hem ulusal hem de bölgesel düzeydeki Dünya Üniversite Servisi ulusal komitelerinin uluslar arası bilgi ağı ile danışmalarda bulunarak taslağı tartışma, test etme ve düzeltme yolunda külfetli bir süreç üstlendi. Taslak, aynı zamanda yorum ve önerilerini almak üzere 50’den fazla uzman kuruluşa gönderildi ve onların önerileri Deklarasyonun son formülasyonunda büyük katkı sağladı. Taslak, Dünya Üniversite Servisi Uluslar arası Genel Toplantısında Eylül 1988 tarihinde onaylanmadan önce 3 defa gözden geçirilip düzeltildi.






Hem ulusal hem de uluslar arası düzeylerde, akademik özgürlüğün yıpranmasından dolayı ortaya çıkan çeşitli güçlüklere karşılık vermek konusunda üniversite topluluklarında övgüye değer girişimler oldu. Ancak pek çok girişim, akademik özgürlük, onun çeşitli boyut ve belirtileri konusunda net bir kavram olmaksızın problemlerle karşılaştı. Dünya Üniversite Servisi, bu deklarasyonun, yükseköğretim kurumlarında akademik özgürlük ve özerkliği savunma yolunda daha fazla eylemin, tartışmanın ve anlamanın önünü açacağını ümit etmektedir. Akademik özgürlük, yükseköğretim kurumlarının, onların gerçek fonksiyonlarını yerine getirmelerini sağlayıcı özel öneme sahip bir insan hakkıdır. Onlar, devlet ve iş çıkarlarından kaynaklanan anlamsız baskılardan korunmalıdır.






Dünya Üniversite Servisi, Deklarasyonu Uluslar arası olarak ilân etmek yolundaki eğilimlere karşı direnmiştir. Lima deklarasyonu, yüksek düzeyde tartışma ve danışma süreci ile ve mevcut deklarasyonu bir başlangıç noktası olarak almak suretiyle, uluslar arası toplumun, yükseköğretim kurumlarının akademik özgürlük ve özerkliğine ilişkin bir uluslar arası deklarasyon ilân etmek yönünde hareket etmesine imkân vermektedir. Bu amaçla, eylem için bazı görüşler ileri sürmekteyiz.

Başlangıç






İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 40. yıldönümünde 6-10 Eylül tarihleri arasında Lima'da toplanan DÜNYA ÜNİVERSİTELER SERVİSİ (WUS) Altmışsekizinci Genel Kurulu, insan hakları alanında, başta insan Hakları Evrensel Beyannamesi, Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Andlaşması, Uluslararası Temel ve Politik Haklar Andlaşması ve Eğitimde Ayrımcılığa Karşı UNESCO Andlaşması olmak üzere Birleşmiş Milletler'in ve diğer evrensel ve bölgesel örgütlerin oluşturdukları geniş kapsamlı uluslararası standartları gözeterek,



Üniversite ve akademik kuruluşların, insanların ekonomik, sosyal, kültürel, temel ve politik haklarını yaşama geçirilmesini takip etmekle yükümlü olduklarına inanarak,



Tüm diğer insan haklarından yararlanılmasında ve insanca kişilerin ve bireylerin yetişmesinde eğitim hakkının önemini vurgulayarak,



Eğitim haklarından yalnızca, akademik özgürlüğün var olduğu ve yüksek öğretim kurumlarının özerk oldukları bir ortamda tam anlamıyla yararlanılabileceğini göz önüne alarak,



Ve eğitime ilişkin şu ilkeleri kabul ederek,






a) Her insan eğitim hakkına sahiptir.






b) Eğitim insan kişiliğinin ve onurunun tam gelişimini sağlamaya yöneliktir ve insan haklarına, temel özgürlüklere ve barışa duyulan saygıyı pekiştirir. Eğitim tüm insanların özgür ve eşitlikçi bir toplumun kurulmasına etkin biçimde katılmalarını sağlar ve tüm uluslar, tüm dini ve etnik gruplar ile tüm ırklar arasında anlayışı, hoşgörüyü ve dostluğu geliştirir. Eğitim kadınlarla erkekler arasında karşılıklı anlayışı, saygıyı ve eşitliği geliştirir. Eğitim, toplumsal eşitlik, barış, tüm ulusların eşit gelişimi ve çevrenin korunması gibi çağdaş toplumların ana hedeflerinin kavranmasında ve bunlara ulaşılmasında bir araçtır.



c) Her devlet, her tür ırk, renk, cinsiyet, dil, din, politik ya da başka görüş, milliyet veya toplumsal köken, ekonomik durum ya da başka bir statüye ilişkin olarak herhangi bir ayrımcılık yapmadan eğitim hakkını güvence altına almalıdır. Her devlet, ulusal gelirinin uygun bir miktarını eğitim hakkından tam anlamıyla yararlanılabilmesini sağlamak amacıyla ayırmalıdır.



d) Eğitim olumlu bir toplumsal değişimin aracıdır. Dolayısıyla, eğitim her ülkenin toplumsal, ekonomik, politik ve kültürel durumundan kopuk olmamalı, bütün hak ve özgürlüklerin tam olarak edinilmesine yönelik bir biçimde statükonun değiştirilmesine katkıda bulunmalı ve daimi biçimde değerlendirilmeye açık tutulmalıdır.



Bu bildiriyi kamuoyuna açıklar.






Tanımlar






1) Bu Bildirgede kullanıldığı biçimiyle:






a) "Akademik özgürlük", akademik bir çevre üyelerinin tek tek ya da toplu halde bilgiyi araştırma, inceleme, tartışma, belgeleme, üretme, yaratma, öğretme, anlatma veya yazma yoluyla edinmelerinde, geliştirmelerinde ve iletmelerindeki özgürlükleri anlamına gelir.



b) "Akademik çevre", bir yüksek öğretim kurumunda öğretim, araştırma, inceleme yapan ve çalışan herkesi kapsar;



c) "Özerklik" yüksek öğretim kurumlarının iç işleyişlerine, mali işlerine ve yönetimlerine ilişkin kararlar almada ve eğitim, araştırma, dışa yönelik çatışmalar ve diğer ilgili faaliyetlerde kendi politikalarını oluşturmada devlet ve toplumun tüm diğer güçleri karşısındaki bağımsızlıkları anlamına gelir;



d) "Yüksek öğretim kurumları" üniversitelerden, orta öğretim sonrası eğitim veren diğer kuruluşlardan ve bunlarla ilgili araştırma ve kültür merkezlerinden oluşur.



2) Yukarıdaki tanımlar, akademik özgürlüğün ve özerkliğin bu bildirgede getirilen kısıtlamalara tabi olmadıkları anlamına gelmez.



Akademik Özgürlük






3) Akademik özgürlük, üniversitelerin ve diğer yüksek öğretim kurumlarının üstlendikleri eğitim, araştırma, yönetim ve hizmet işlevleri için vazgeçilmez bir ön koşuldur. Akademik çevrenin tüm üyeleri herhangi bir ayrım yapılmaksızın ve devletten ya da herhangi bir başka kaynaktan gelebilecek müdahale veya baskı endişesini taşımadan işlevlerini yerine getirme hakkına sahiptir.



4) Devletler akademik çevrenin tüm üyeleri için İnsan Hakları Konusunda Birleşmiş Milletler Anlaşmalarında tanınan temel, politik, ekonomik, sosyal ve kültürel hakları sağlamak ve bunlara saygı göstermekle yükümlüdür. Akademik çevrenin her üyesi, başta düşünce vicdan, din, ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlükleri olmak üzere kişinin özgürlüğü ve dokunulmazlığı ile seyahat özgürlüğünden yararlanır.



5) Akademik çevreye girme olanağı toplumun tüm üyeleri için hiç bir engelleme olmaksızın eşit olacaktır. Herkes, yetenekleri temelinde hiç bir ayrım yapılmaksızın öğrenci, öğretmen, araştırmacı, işçi ya da yönetici olarak akademik çevre içinde yer alma hakkına sahiptir. Akademik çevrenin fırsat eşitliğine sahip olmamış üyeleri için eşitliğin sağlanmasını fiilen hızlandırmaya yönelik geçici önlemler, fırsat ve muamele eşitliği sağlama amaçlarına ulaşıldığında sona erdirilmek koşuluyla ayrımcı girişimler olarak değerlendirilmez. Tüm devletler ve yüksek öğrenim kurumları öğretim üyeleri ve araştırmacılar için istikrarlı ve güvenceli bir istihdam sistemini temin ederler. Akademik çevrenin hiç bir üyesi, akademik çevrenin demokratik yollarla seçilmiş bir organı önünde adil bir savunma yapılmadan göreviden alınamaz.



6) Akademik çevrenin araştırma işlevi ile ilgili tüm üyeleri, bilimsel araştırmanın evrensel ilke ve yöntemlerine tabi olarak, herhangi bir müdahaleye maruz kalmaksızın araştırma çalışmalarını sürdürme hakkına sahiptir. Bu kişiler aynı zamanda araştırmalarının sonuçlannı başkalarına özgürce iletme ve sansürsüz yayımlama hakkına da sahiptir.



7) Akademik çevrenin öğretimle ilgili tüm üyeleri, öğretimin kabul edilmiş ilkelerine, standartlarına ve yöntemlerine tabi olarak, herhangi bir müdahaleye maruz kalmaksızın öğretme hakkına sahiptir.



8) Akademik çevrenin tüm üyeleri, dünyanın herhangi bir yerindeki meslekdaşları ile temas halinde olma özgürlüğü kadar eğitim kapasitelerini geliştirme özgürlüğünden de yararlanırlar.



9) Tüm yüksek öğretim öğrencileri mevcut müfredat içinde istediği branşı seçme hakkı ve edindiği bilgi ve deneyimin resmi olarak tanınması hakkı da dahil olmak üzere, öğrenim özgürlüğünden yararlanırlar. Yüksek öğretim kurumları öğrencilerin mesleki ihtiyaçlarını ve beklentilerini karşılamayı amaçlamalıdır. Devletler, eğitimlerini sürdürebilmek için yardıma ihtiyacı olan öğrencilere gerekli kaynakları sağlamalıdır.



10) Tüm yüksek öğretim kurumları öğrencilerin, kurumun idari organlarında yer almalarını temin ederler. Tüm devletler ve yüksek öğretim kurumları öğrencilerin herhangi bir ulusal ya da uluslararası sorunla ilgili görüşlerini tek tek ya da toplu halde ifade etmek haklarına saygı gösterirler.



11) Devletler, tüm orta öğretim mezunları veya yüksek öğretim düzeyinde öğrenimlerini sürdürebileceklarini ispat edebilecek diğer kişiler için ücretsiz bir yüksek öğretim sistemi tasarlamak, düzenlemek ve yaşama geçirmek için tüm gerekli önlemleri almalıdırlar.



12) Akademik çevrenin tüm üyeleri, çıkarlarını korumak amacıyla sendikalar kurma ya da sendikalara katılma hakkı da dahil olmak üzere başkalarıyla birlikte örgütlenme özgürlüğü hakkına sahiptir. Akademik çevrenin tüm kesimlerinin sendikaları, kendi alanlarına tekabül eden mesleki standartların oluşturulmasına katılmalıdırlar.



13) Yukarıda sıralanan hakların kullanılması bazı özel görev ve sorumlulukları da birlikte getirir ve başkalarının haklarının korunması için gerekli olan bazı kısıtlamalara tabi tutulabilir. Öğretim ve araştırmalar mesleki standartlara tümüyle uyularak sürdürülmeli ve toplumun karşı karşıya bulunduğu çağdaş sorunlara yanıt verir nitelikte olmalıdır.



Yüksek Öğrenim Kurumlarının Özerkliği



14) Tüm yüksek öğretim kurumları, kişilerin ekonomik, sosyal, kültürel, temel ve politik haklarının gerçekleşmesini gözetir ve bilim ve teknolojinin bu hakları zedeleyecek biçimde kötüye kullanılmasını önlemek için çaba gösterir.



15) Tüm yüksek öğretim kurumları ilgilerini toplumun karşı karşıya bulunduğu çağdaş sorunlara yöneltirler. Bu amaçla, bu kurumların müfredatları ve faaliyetleri bir bütün olarak toplumun ihtiyaçlarına yanıt verir. Yüksek öğretim kurumları, kendi toplumlarında politik baskıları ve insan hakları ihlallerini kınamalıdırlar.



16) Tüm yüksek öğretim kurumları diğer benzeri kurumlar ve kendi akademik çevreleri içindeki bireylerle, baskıya maruz kaldıkları zaman dayanışma içinde olmalıdırlar. Bu dayanışma maddi ya da manevi olabilir ve baskı kurbanlarına sığınma, iş ya da eğitim olanakları sağlamayı içermelidir.



17) Tüm yüksek öğretim kurumları, bilimsel ve teknolojik bağımlılığı önlemek ve bilginin edinilmesi ve kullanılmasından dünyadaki tüm akademik çevrelerin eşit konuma sahip olmalarını sağlamak için çaba göstermelidirler. Bu kurumlar bölgesel, politik ya da benzeri diğer engelleri aşan uluslararası bir akademik işbirliğini teşvik etmelidirler.



18) Akademik özgürlükten gerektiği gibi yararlanmak ve yukarıdaki maddelerde sözü geçen yükümlülüklere uymak, yüksek öğretim kurumlarının üst düzeyde özerkliğe sahip olmasını gerektirir. Devletler, yüksek öğretim kurumlarının özerkliğine müdahale etmemekle ve toplumdaki diğer güçlerin müdahalelerini de önlemekle yükümlüdürler.



19) Yüksek öğretim kurumlarının özerkliği, ilgili akademik çevrenin tüm üyelerinin aktif katılımını içeren demokratik bir özyönetimle gerçekleşir. Akademik çevrenin tüm üyeleri, herhangi bir ayırım yapılmaksızın akademik ve idari işlerin yürütülmesinde yer alma hakkına ve olanağına sahiptirler. Yüksek öğretim kurumlarının tüm yönetim organları özgürce seçilir ve akademik çevrenin değişik kesimlerinden temsilcileri içerir. Özerklik, eğitim, araştırma, dışa yönelik çalışmalar, kaynakların kullanımı ve diğer ilgili faaliyetlerle ilgili politikaların belirlenmesine ve yürütülmesine ilişkin kararları kapsamalıdır.






tabikide niyetlerin hepsi sevilmeli ve kayda değer alınmalıdır. ama
neo liberal ve neo kapital politikalar her geçen gün insanlar üzerindeki tahribatlarını artırıken kişisel yada sektörel çıkarları yüzünden geçici heveslere kapılan ve art niyet gösteren insanlar ister istemez
zamanın ve tarihin küçümsenemez hezimetine kapılacaktır.ve zaman alıp götürecektir tertemiz yürekleri ve niyetleri
bu durum karşısında gösterilebilecek en doğal hareket ve en güzel oluşum marksist literatürde değinildiği gibi dünyayı yaşama ve değiştirme güdüsünden başka bir şey değildir.
bir başlangıç noktası gösterileceksede bu gerçekliğin bir durmura uğratılması ,devrimciliğin ve solculuğun yeniden tariflendirilmesi kaçınılmaması gereken bir şartır.
daha gündelik yaşantılarımızı kendi mutfağımızı, kendi yaşamlarını değiştiremeyen bireyler unutmamalırdıki; bizler yada değişimi düşünenler toplumu değiştirmek değil
toplumun değişimine el ayak ve gerekli koşulların yaratılması gerekliğini savunulmasını istemelidir.
(bakınız michel foucault hapishanenin doğumu)

peki nedir bu gençsen ?
tartışılması gereken diskin durumu 20 sene öncesinin diskine ne kadar özlem getirsek bile unutulmamalıdırki şu anki işçi sınıfı diye tariflenen sınıfın geldiği nokta
unutulmamalıdırki başbakanlık konutunda devlet terkanları ile verilen kokteylerle %12 lerle yapılan pazarlıklar esnasında
yudumlanan viskiler eşliğinde yurdun her hangi bir yerinde yaşayan işçi ahmettin çocuğuna ekmek götürmek için 15km yol yürümesi gerçeğinin
unutulmamalıdırki 2000 ytl asgari geçim düzeyinde 500 ytl ile ailesini geçindirmek için çile çeken insanların durumunu
unutulmamalıdırki hastanede kuyruklarında kıvranan insanların durumunu .... diyerek bir çok noktadan ajitatif davranılabilecek bir çok örnek verilebilir

asıl sorulması gereken soru ise gençsene üye olan insanların yada sol adına muhalefet adına bir şeyler yapmayı düşünen insanların sosyolojik durumlarının
tesbitleri ?
bunun için bir kaç soru sormanın faydası var

1-hangi kredi kartlarını kullanıyorsunuz?
2-yollada bir tandığınızı gördüğünüzde merhaba diyormusunuz?
3-komşuluk ilişkileriniz varmı?
4-çıkar gözetmeden bir insanla diyalog kurabiliyormusunuz?
5-izlediğinizde yada dinlediğinizde miğdenize kramp giren her hangi bir sanatsal faliyet yada eser varmı ? varsa adını yazınız?
6-cevapları ve ya çözümleri bulmak için izlediğiniz yollar nedir?
7-dünyanın her hangi bir yerinde her hangibir zaman diliminde hiç bir olanak olmadan yeniden yaşantınızı kurabilirmisiniz?
8-idealleriniz ve istedikleriniz için neleri göze alabilirsiniz?
9-yaşadığınız dünyadan yerden mahalleden ailevi ...vb konulardan memlunmusunuz ? menlun olduklarınız? ve memlun olmadıklarınız?
10-tartışma ve eleştrilerinizde bir yol kat edebiliyormusunuz?
11-gündelik yaşamda kendinizi eleştirseniz en hoşunuza gitmeyen eleştiriniz ne olurdu?


gibi daha da uzatılabilen sorular zincirlerine ve bunu paylaşabilen birliktelikler yaratabilmek daha olumlu olabilir diye düşünüyorum.
paylaşımlarınız için kemikalbiladerler@gmail.com

1 yorum:

Ksenon dedi ki...

Bu yazıyla ilgili karalamalar için :
agircekim.blogspot.com